Çok uzun süren ocak ayının ardından rüzgar gibi geçen bir şubatı geride bırakmak üzereyiz, 2022’nin altıda biri bitti bile. Yine, yeniden yazmak amacıyla kendime vakit ayırmam gerekiyordu ancak toplamı 24 saate sabit olan günü uzatmak mümkün olmadığına göre bir şeylerden vazgeçmeliydim.

Başlığa bakarak bu yazının “sosyal medya çok zararlı, her gün instagram’a gireceğinize bir kitap okusanız alim olmuştunuz” içerikli olmasını beklemeyin. Beni tanıyanlar zaten bilgisayar ve Internet teknolojilerine olan düşkünlüğümü bilirler. Henüz Türkiye’de Internet kavramı konuşulmazken Gece Mavisi BBS ile başlamıştı “bağlanma” yolculuğum. Diğer taraftan 90’ların başında, düşük bir ivme ile yaygınlaşan internet ve web 1.0 kapsamında içeriğin büyük bir kısmının sadece uzman / güvenilir / tanınan kişiler tarafından oluşturulması sayesinde, Internet’e ayrılan zaman, gazete okumaya ayrılan zaman kadardı. Üstelik “kirli” bilgiden arınma, dezenformasyonla mücadele gibi kavramlar da ortada yoktu.

Bugün özellikle, haftalık gündeminin ortalama bir Avrupa ülkesinin bir hatta beş yıllık gündemine eş değer olduğu ülkemizde, Internet’te gezinmek beni artık mutsuz ediyor. Twitter’a Türkiye’deki girişimlere, şirket haberlerine, yazılım geliştirme platformlarına ilişkin haberleri takip edebilmek amacıyla girdiğimde bile kendimi ekonomi, siyaset, savaş, pandemi vb. konularını okurken buluyorum. Üstelik, bir kişi fikrini yazmış, onun altına başkası aksi bir yorum yazmış, o yoruma biri cevap vermiş, birisi başka bir kaynak göstermiş derken biraz ona sinirlenmiş, biraz öbürüne hak vermiş şekilde kendimi gergin bir şekilde ekranı kaydırırken buluyorum. Buna karşın; “Twitter’a girme, Instagram’ı sil, Facebook hesabını kapat” gibi çözümler de insanı dünyadan / gündemden tamamen kopartıyor, zaten ulusal TV kanallarını izlemeyi bırakalı 4-5 sene oldu, gazete deseniz en son ne zaman elime aldım hatırlamıyorum. Tek bilgi kaynağı olan Internet’i nasıl doğru kullanacağız ve hatta çocuklarımıza Internet okur-yazarı olmayı öğreteceğiz

Aslında ilgilendiğim konularla ilgili neredeyse sınırsız diyebileceğimiz kaynak var ancak bunların bulunması, takip edilmesi, bunların okunurken / izlenirken “odağın” korunabilmesi artık özel bir çaba gerektiriyor. Bu çabalara ilişkin deneyimleri derleyen pek çok yayın var; bu konuda Cal Newport’un Pür Dikkat kitabını bitirmiştim, şu anda da Dijital Minimalizm kitabını okuyor ve aklıma yatan fikirleri deniyorum. 

Cal Newport Kitapları Odaklanma Dijital Minimalizm

İşe öncelikle ölçerek başlamak gerekiyor. iPhone kullanıcıları 2018 yılından bu yana, iOS 12 ile gelen Screen Time (Ekran Süresi) telefon kullanım alışkanlıklarını takip edebiliyorlar, en azından haftalık otomatik raporlarla bir fikir sahibiler. Bununla birlikte, telefonu ya da bir uygulamayı ne kadar süre kullandığımızdan ziyade ne kadar bölündüğümüz beni şaşırttı. Ekran süresi uygulamasına bakmadan, günlük uyandırma sayımın (telefonu elinize alıp uyandırma, bir şeye bakmak ya da bildirime bakıp kapatmak 1 uyandırma sayılıyor) 30-40/gün civarında olacağını tahmin etmiştim. iOS Ayarlar > Ekran Süresi > Hafta sekmesinde Uyandırmalara baktığımda hafta içi ortalama 100/gün, Pazar günleri se 150/gün lere varan uyandırma sayılarımı gördüm! Tabi bu ciddi sayı ciddi bir süre kaybına neden oluyor çünkü telefonu elime aldığımda ya da bilgisayarda çalışırken bir bildirim geldiğinde tekrar işe geri dönmeden önce mutlaka bir haber sitesi ya da sosyal medya sitesine “otomatik olarak” girerken yakalıyorum kendimi. Buna ilaveten Twitter, Instagram, Facebook (Whatsapp’ı ayrı tutuyorum) için harcadığınız süreleri de haftalık olarak eklediğinizde vakit bulamamanın nedeni de anlaşılıyor. 

Peki diyelim ki ölçtük, evet gereğinden fazla zaman ayırıyoruz, nasıl vazgeçeceğiz sosyal medyadan? Vazgeçmeyeceğiz, ilgi duyduğumuz kısmı alıp diğer tarafları göz ardı edeceğiz. Son 3 haftada zaman kazanmak adına aldığım tedbirleri aşağıda paylaşıyorum, belki bir ya da birkaçını siz de denemek istersiniz.

  1. Bildirimleri, odaklanmanızı arttıracak şekilde düzenleyin: iOS 15 ile birlikte gelen Odaklanma düzeni sayesinde artık bildirimlerinizi bir şablona bağlı olarak ayarlamak mümkün hale geldi. Bu sayede, örneğin bir okuma / araştırma yapıyorken, telefon ya da bilgisayarınızı “okuma” durumuna getirerek telefon, Whatsapp, Instagram, mail vb. bildirimlerini sessize almanız mümkün. Kendi odak şablonlarınızı tasarlayarak, “….. odağındayken telefon çalsın, Teams bildirimleri gelsin ama diğerleri gelmesin” şeklinde ayarlamak da mümkün. Özellikle Apple Watch kullanan biri olarak odaklanma şablonlarını kullanmak epey iyi geldi. Artık kitap okurken Bundesliga’da Borussia Dortmund’lu oyuncunun kira sözleşmesini yenilediği haberi işi gücü bırakmama neden olmuyor 🙂

  1. Daha sonra okuma hizmetlerinden faydalanın: Elime telefonu alınca, Instagram / Facebook / LinkedIn vs yoksa neye bakacağım? Bunun için çok güzel “daha sonra okuma uygulamaları/ read it later apps” bulunuyor. Sosyal medyada gezerken blog yayınları, haberler, araştırma makaleleri içeren web bağlantıları gördüğümde bunları hemen Instapaper listeme ekliyorum. Bunların ücretli, ücretsiz olanları mevcut, en bilinenlerinden bir diğeri de Pocket. Böylece elime telefonu aldığımda, daha önceden zaman bulamadığım için okuyamadığım içerikler tasniflenmiş halde beni bekliyor, harika değil mi? 

  1. Sosyal medya içeriğini filtreleyin: Üstteki maddede “sosyal medyada gezerken” kısmına takıldınız mı? Peki ya “sonradan okuyacaklarım listesini” hazırlarken Twitter’da enflasyon hesabı batağına düşersek? İşte bunun için Twitter’ın Gelişmiş Sessize Alma seçeneklerini kullanarak istemediğimiz kelimeleri içeren tweetlerden kurtulmuş oluyoruz. Sessize aldığım kelime listemde; ilgimi çekmeyen mesajlarda sıkça karşılaştığım siyasi parti isimleri ve kısaltmaları, parti başkanı isimleri, “covid”, “pandemi”, “zam”, “döviz”, “benzin” vb. kelimeler bulunuyor. Peki böyle yapınca gündemden uzaklaşır mıyız? Gündemi alternatif kanallardan takip ederseniz, sosyal medya üzerinden takip etmenize gerek kalmıyor. 

  1. Derlenmiş haber kaynaklarını takip etmek: Internette çok güzel derlenmiş kaynaklar var. Bunlardan en beğendiklerimin başında Aposto geliyor. Mail adresinizi (ya da 2. maddede bahsettiğim sonradan okuma uygulamanızın size sağladığı özel e-posta adresini) sisteme girerek her gün sabah 7:30-8:30 aralığında o güne ait derlenmiş haberleri bulabiliyorsunuz. Kapınıza bedava bırakılan gazete gibi! O günün hava durumundan başlıyor, bir çalma listesi, siyaset, ekonomi, spor müsabakaları, sanat bilim.. Süper bir derleme. Teknoloji haberleri için Serdar Kuzuloğlu’nun Dünya Halleri bültenine üye olun, her Pazar saat 10:00 da derlenmiş haberler posta kutunuzda. RSS okuyucu kullanıyorsanız MIT’nin RSS haberlerini listenize ekleyebilirsiniz, RSS nedir diyenler için bir başka yazı planlıyorum. Bunun dışında pek çok içerik üreten insanın kişisel blogları, Medium üzerindeki Türkçe yayın üzerinde yazan yüzlerce yazarın ürettiği içerikleri takip edebilirsiniz.

  2. İlgisiz e-postalardan kurtulmak: Bir şekilde mail adreslerimizi kaptırıyoruz, bununla baş etmek çok zor. Her yeni hizmet, her yeni uygulama mutlaka bizden e-posta adresi istiyor, daha sonra da reklam mailleri, gereksiz bildirimler, yüzlerce okunmamış e-posta. Buna engel olmak için uyguladığım yöntemlerden birisi, bir uygulamayı denemek için kuracaksam ve illa mail istiyorsa, geçici e-posta hizmeti veren sitelerden yararlanmak. Örneğin temp-mail sitesini ziyaret ederek, hiç kayıt olmadan geçici süreli bir email adresi yaratıp, bu adrese gelecek kayıt doğrulama maili ile istediğiniz servise kayıt olup deneyebilirsiniz. Tabi bu posta kutusuna geçici olarak erişebileceğinizi unutmayın. Bir diğer yöntem, bu tip önemsiz işler için ikinci bir e-posta adresi kullanmak ve bu postayı sürekli kontrol etmemek. Eğer şirket mailiniz gibi sık kullanılan bir e-posta adresini verdiyseniz de posta sunucularının “kara liste” özelliğini kullanarak istemediğiniz mail göndericilerini engellemeyi deneyebilirsiniz. Son olarak yazmadı olmasın, genelde çalışmasa da tanıtım amaçlı e-postalardaki “abonelikten ayrıl” seçeneğine tıklayarak şansınızı deneyebilirsiniz. 

  3. Yorum yapmamak, beğenmemek: Sosyal medyada bir şeyi beğendiğiniz ya da bir şeye yorumda bulunduğunuz anda o mesaja düşmüş oluyorsunuz. Başta sadece beğenmek bile, ilgili mesaja gelen her bildirimin size “beğendiğinizi şu da beğendi” şeklinde yeni bildirimlerle dönmesine neden oluyor. Ya da sizin yazdığınıza birisi aksi yönde cevap veriyor, siz de bu defa ona cevap vermeseniz olmuyor, verseniz iş uzuyor 🙂 En iyisi yorumlar bloğuna bakmadan akışa göz atmak. 


  4. Rutin yaratmak: Ocak ayı başından beri yatış saatimizi 23:30 olarak zorluyoruz. Arada kaçamaklar olsa da 23:30 da yatıp yarım saat kitap okumak (bazen 5 dk bile yetiyor) uyku düzenine çok olumlu etki ediyor. Listemdeki Niçin Uyuruz kitabına henüz başlamadım ama sadece bir yatış rutini oluşturmak bile daha kaliteli bir uykuya kavuşmamı sağladı. Çocuklar uyuduktan sonra bize kalan 1 saatlik o muhteşem zamanı kısa bir Netflix dizisi ile taçlandırdıktan sonra ikinci bölüme hiç geçmeden hadi uykuya diyoruz. Başlarda bu saatte tavuk gibi uyunur mu derken şimdi 23:00 civarında esnemeye başlıyorum 🙂


Şimdilik uyguladıklarım bunlar. Kindle’ı yine aktif olarak kullanmaya başladım, 11. jenerasyon ile ilgili inceleme ve üzerinde kullandığım servislerle ilgili bir yazıyı da kısa zamanda hazırlamayı ümit ediyorum. Sonraki yazıda görüşmek dileğiyle.

One Response

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.