Dijital Çağda Öğrenme: Eğitim 4.0

İki binli yılların başından iki bin onlu yıllara gelinceye dek neredeyse bütün devlet adamlarının, televizyonlardaki tartışma programlarına katılan profesörlerin, alanında uzman kişilerin, program moderatörlerinin ve hatta gününü kıraathanelerde gazete okumakla geçiren emekli amcaların bile dilinden düşürmediği bir kavram vardı: Globalleşme. Konu hakkında az çok fikri olan ya da hiçbir fikri olmayan herkes ‘ahkam kesme’ye başlamadan önce konuşmaya “Globalleşen dünyada…” “Küreselleşmenin doğal bir sonucu olarak…” gibi ifadelerle başlar, gerisini içinden geldiği gibi, konunun akışına göre devam ettirirdi.

Bugünlerde globalleşme kavramı artık eski popülerliğinde değil… Ya globalleşmenin olumlu/olumsuz sonuçlarını konuşmak eskisi kadar ilgi çekici gelmiyor insanlara ya da o kadar globalleştik ki globalleşmekten globalleşmeyi konuşacak halimiz kalmadı.

“Dijitalleşme” kavramı da hayatlarımıza “Globalleşme” kavramının yarattığı etkinin bir benzerini yaratarak girdi diyebiliriz aslında. Dijitalleşmenin kaçınılmaz şekilde günden güne etkisini artırması, yavaş yavaş hayatımızın her alanına dahil olması, bizleri değiştirmesi ve dönüştürmesi, dijitalleşme sürecinin dışında kalındığında yoksunluk duygusu, bir şeyleri ıskalıyor hissi yaratması vs…

Dijitalleşmenin bireyi ve toplumu değiştirici/dönüştürücü bir rolü olduğu sugötürmez bir gerçek. Dijital çağın hızından kendimizi dışarıda tutmak, dijital gelişmelere karşı muhafazakar kalmak neredeyse imkansız.

Teknolojik gelişmelere paralel olarak internetin yaygınlaşması, dijital cihazların çoğalması, bilginin üretim ve tüketim hızının artması gibi faktörler göz önünde bulundurulduğunda içinde bulunduğumuz çağda, oyunun kurallarını “Dijital”in belirlediğini söylemek zor değil.

Dijitalleşme, hayatın her alanını etkilediği gibi “Eğitim” alanını da yerinden sarsıcı bir şekilde etkiledi. Sürdürülebilir, dinamik ve yenilikçi öğrenme araçlarının eğitim ve öğretim yöntemleri üzerindeki etkisinin günden güne önemini artırmaktadır.

Geçmişten günümüze eğitim süreçlerini incelediğimizde karşımıza şöyle bir tablo çıkıyor:

Eğitim 1.0 – Öğrencinin tamamen edilgen bir konumda olduğu; bilginin basitçe, direkt ve tek taraflı olarak öğretmenden öğrenciye aktarıldığı dönem.

Eğitim 2.0 – Endüstri toplumunda yetişen bireylerin sanayi kuruluşlarının ihtiyaçları doğrultusunda eğitim aldıkları; tek tipleşmenin görüldüğü, benzer niteliklere sahip bireylerin yetiştiği dönem.

Eğitim 3.0 – Teknolojinin insanların hayatına girmesiyle birlikte doğan beklentiler sonucu ortaya çıkan “kendi kendine öğrenebilen” ve gelişen teknolojiyle beraber insanların farklı ihtiyaçlarına çözüm bulmaya çalışan bireylerin yetiştiği dönem.

Eğitim 4.0 – Gerçek ve sanal dünya arasındaki geçirgenliğin arttığı; yaratıcı, yenilikçi, sürdürülebilir öğrenme araçlarının yaygınlaştığı bir dönemdir. Öte yandan hayatı merkezi alan zamandan ve mekandan bağımsız şekilde öğrenmenin sağlandığı; bireyin ilgi, yetenek ve becerilerinin odak alınarak “kişiselleştirilmiş bir öğrenme” yönteminin uygulandığı ve bu doğrultuda bireyin öğrendiklerini proje bazlı uygulamasını yaparak duygusal zekasının, iş birliği yapabilme, liderlik sergileyebilme, problemlerle başa çıkabilme gibi becerilerini geliştirdiği bir eğitim modeli esas alınır.

Dijital dönüşümle beraber yaşanan Eğitim 4.0 sürecinin bir parçası olarak faaliyetlerine başlayan Legonimbus; sürdürülebilir, dinamik ve yenilikçi e-öğrenme çözümleri sunarak ülkemizdeki ilk dijital öğrenme pazar yerini oluşturma özelliğini de taşımaktadır.